Seni kovalayandan kaçabilirsin ama içinde koşuşturandan… Asla!

EMDR’nin ne olduğunu bir de bunu yıllardır uygulayan bir uzman psikologdan dinleyelim.

– EMDR, sağlıklı olarak işlenmemiş bilgiyi, sağlıklı işlemeye yarıyor. 1987’de keşfediliyor. Göz Hareketlerinde Sistematik Duyarsızlaşma ve Yeniden İşleme anlamına geliyor.

Yani her şey göz hareketiyle mi başlıyor?

– Evet öyle de diyebiliriz. Bulan kişi Amerikalı bir psikolog, adı Francine Shapiro. Bir rahatsızlığı olduğunu öğreniyor, doktordan da yeni çıkmış, canı çok sıkkın, Central Park’ta oturuyor. O esnada birileri tenis oynuyor, bir yandan hastalığını düşünüyor, bir yandan da tenis topunun bir o sahaya, bir bu sahaya gidişini izliyor. Bir zaman sonra kendini iyi hissediyor. Ama ortada makul bir sebep yok. Anlamaya çalışıyor, fark ediyor ki, gözleriyle topu izlemeye başladıktan sonra kendini iyi hissetmeye başlamış. Şehir efsanesi böyle anlatılıyor. Çünkü topu izlerken zihni çift taraflı uyarılmış. EMDR terapisinin kökenleri o gün atılıyor, sonradan böyle kulaklıklar icat ediliyor.

– Tabii. Takın kulaklığı duyuyor musunuz sesi? Bunlar da titreşim aleti, lütfen tutun, hissediyor musunuz titreşimi? Bu iki cihaz da zihninizin sağ ve sol taraflarını uyarıyor. Beynin bu iki taraflı uyarımı, sizi travmatize eden anı doğru yapılandırmanızı ve kişisel tarihinizi, ilgili tarihi yeniden yazmanızı sağlıyor.

Kulağa çok hoş geliyor da benim aklım bir türlü almıyor. Bu, tam olarak nasıl oluyor?

– Hayatınız boyunca sizi rahatsız eden bir anıdan artık rahatsız olmazsanız, onunla ilgili tutumlarınız da değişir. Diyelim ki, çocukluğunuzdan kalan anılarda, görüntü olarak babanızın kardeşinize uyguladığı şiddet var, ses olarak da kardeşinizin çığlıkları. Bugün hálá o çaresizliği ve dehşeti aynen yaşıyorsanız, devamlı yüksek sesle ortalıkta bağırarak iş yaptırdığını zanneden bir yöneticiyle çalışırsanız neler olur?

Felaket olur!

– Aynen. Size EMDR uygulamaya karar verirsek, işe çocukluğunuzdaki o sahneyle başlarız. Siz eğer babanızın kardeşinize uyguladığı şiddetle bir alakanız olmadığına ikna olursanız, yani babanızın kardeşinizi siz ona ispiyonladınız diye dövmediğini, babanızın şiddete yatkın olduğunu anlarsanız, o zaman belki hayat boyu içinizde taşıdığınız suçluluktan kurtulursunuz. “Hiçbir şey hak etmiyorum” yerine, “Tabii ya ben mutluluğu hak ediyorum” dersiniz. Bu da bir anlamıyla sizin anılarınızı doğru yapılandırmak ve dolayısıyla kişisel tarihinizi yeniden yazmak.

Peki beni hayat boyu rahatsız etmiş o anı nereye gidiyor? Yok mu oluyor?

– Hayır, sadece uzaklaşıyor, görüntüleri flulaşıyor. Beden duyumları farklılaşıyor. Tekrar gözünüzün önüne getirmekte zorlanıyorsunuz. Hiçbir anı yok olmuyor, sadece farklı değerlendiriliyor. Bakış açınız değiştiğinde, o olayla ilgili duygu ve düşünceleriniz de değişiyor. Yeryüzündeki bütün terapiler de zaten bunu ileri sürüyor.

EMDR’nin hipnozla bağlantısı var mı?

– Hayır, ne benzerliği ne de bağlantısı var.

Bana EMDR uyguladığınızda ben farkında olmadan sizden komut mu alıyorum?

– Hayır. Bi-lateral yani çift taraflı uyarılım sırasında serbest çağrışıma izin veriyorsunuz. Olumsuz düşünce yerine pozitif bir düşünce oluşturuyorsunuz ve durumu algılamanız değişiyor.

Peki işin ehli olmayan bir EMDR terapisti başıma ne gibi şeyler açabilir?

– Bir hekimin uyguladığı yanlış ilaç tedavisi nasıl daha büyük sorunlara yol açarsa, işin ehli olmayan herhangi bir terapist de büyük sorunlara yol açabilir. Ama bu risk tüm terapi modelleri için geçerli.

EMDR ne kadar bilimsel?

– Bir kere üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılan iki terapi yönteminden biri. Diğeri de kognitif ve davranış terapileri. EMDR tekniğinin ya da yönteminin bilimselliğinden kuşku duyanlar için söyleyebileceğim iki şey var: Ya uluslararası literatürü takip etmiyorlardır ya da bilimsel çalışmalarda “taraf”tırlar. Her yöntemde olduğu gibi destekleyenler ve eleştirenler olacaktır, bu da ilerlemenin gereği. Ama bilimsel değil diyen varsa, ben altında art niyet ararım.

Nöroloji alanında çözemediğimiz bir sürü şey var. Beyin hálá sırlarla dolu olduğu için EMDR de sırlarla dolu bir terapi mi? İşe yarıyor ama tam olarak nasıl çalıştığı bilinmiyor. Durum bu mu?

– Sırlarla dolu denebilir mi emin değilim, ama evet beyindeki işleyiş mekanizması ile ilgili herkesin üzerinde uzlaştığı bir görüş yok. EMDR terapisi sırasında beyinde neler olduğu tam bilinmiyor.

Yan etkileri olabilir mi?

– Bu ilaç kullanımı değil ki, neden olsun?

Gerçekten EMDR terapi öncesi ve sonrası, travma sonrası stres bozukluğu sendromu yaşayan insanların beyinlerinde farklılık gözleniyor mu?

– Evet; psikolojik travma alanında çok saygın bir isim olan Bessel van der Kolk ve arkadaşlarının çalışmaları tam da bu konu üzerine. EMDR seansları sonrasında görüntülenen beyin fotoğraflarında inanılmaz farklılık gözlemişler.

Gelecekte EMDR nasıl kullanılabilir?

– Benim öngörüm, performans geliştirme alanında çok daha fazla ve etkin olarak kullanılacağı. Tüm sanat alanlarında ve özellikle de sporda. Diyelim ki bir futbolcu, hiç beklenmedik bir anda bileğinden sakatlanıyor, çok büyük çabalarla beklenenden kısa sürede iyileşiyor. Antrenmanlara başlıyor. Ama topa girme konusunda bir “korku” hissediyor. EMDR ile çok kısa sürede iyileşebilir. Ya da bir sahne sanatçısı yüzlerce, binlerce kez çıktığı sahnede herhangi bir gerekçeyle tedirginlik hissediyor, kötü anların hep tekrarlanacağını düşünüyor. EMDR ile bu tedirginlik süratle geçirilebilir. Çok emek sarfedilerek uzun sürelerde gelinen bir noktada niye bu kadar acı çekilsin ki?

MİNİK BİR ANI İNSANIN HAYATINI NE KADAR DEĞİŞTİREBİLİR?

Başvuru gerekçesi: Değersizlik hissi. Kendini değersiz hissediyor, devamlı onay alma ihtiyacında, kendi başına karar veremiyor. Öyküsünü dinliyorsunuz. Ve şunu fark ediyorsunuz: Tüm yaşamı boyunca hep onay alabilmek için kendi tercihlerini değil, “öteki”nin taleplerini önemsemiş. EMDR’nin üçüncü seansında “Kimse bana değer vermiyor” dediğinde, “Bunu hissettiğiniz ilk an?” sorusuna karşılık, şöyle bir anı hatırlanıyor: Soğuk taş bir zemin. Masanın altında oturan küçük bir çocuk. Uzaktan gördüğü, anne ve babası ve birkaç büyük daha. Küçük çocuk -yani kendisi- onlardan habersiz saklambaç oynuyor ve babasının kendisini bulmasını bekliyor. Ama baba bir türlü gelmiyor. Sonra, çok sonra, baba koridordan geçiyor ve kısa bir bakışla küçük kıza, “A sen burada mıydın?” diyor ve uzaklaşıyor. Budur. Bu anı, söz konusu kişinin tüm hayatı boyunca kendisini değersiz hissetmesine yol açan anı. Yeniden yapılandırdığınızda, babasının onun saklambaç oynadığından bile haberi olmadığına inanmasını sağladığınızda – ki gerçek bu – yani birkaç seans sonra, danışan bu anının artık kendisi için bir şey ifade etmediğini söylüyor. O anı yerine, bir süre sonra salona gittiğinde babasının kucağına oturduğunu, babasının onunla oyunlar oynadığını hatırlıyor.

Yazının tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/seni-kovalayandan-kacabilirsin-ama-icinde-kosusturandan-asla-10844835