Belki küçük yaşta yüzümüze inen okkalı bir tokatla ateşlendi zihnimize ‘kaygı’nın ilk fitili, belki de azılı bir köpekten var gücümüzle kaçarken içimize düştü o ilk korku. Belki ilk gençlik çağımızda yüzümüzde çıkan bir sivilce dahi yetti özgüvenimizi elimizden almaya… Olur ya belki ilk aşktan kalan ‘aldatılma’ korkusunu hiç yenemedik mesela. 99 depreminde ya da, eski bir masanın altına sakladık belki bedenimizi ve oradan fiziksel olarak çıksak da zihnen hiç çıkamadık aslında… Hayat bu, belki daha da kötüleri oldu; bedenimiz iznimiz olmaksızın ihlal edildi, ihmal edildi, incitildi. Belki de asla tanık olmak istemeyeceğimiz acı verici, tatsız bir olaya rast geldi gözlerimiz. Ve bir daha da o gözlerimizi ne zaman kapasak hep aynı kareler döndü durdu orada… Bir kasetin sürekli başa sarılması gibi… Peki, biz… Biz sahi nasıl iyileşeceğiz?

Nedir bu EMDR?

Önsözümüz her ne kadar duygusal bir kavram üzerine kurulu gibi dursa da psikolojideki tüm ‘iyileşme’ ekolleri bir o kadar sarsıcı, net ve kökten bir anlayış üzerine kurulu. O halde sizi lafı daha fazla uzatmadan EMDR ile tanıştıralım. Türkçesi ile de tanışmak isterseniz, ‘Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme’ şeklinde uzun, açıklamalı bir tanımı var ki tadından yenmiyor!

Kaynak: https://canakkalegundem.net/2018/12/23/emdr-ile-kotu-anilara-duyarsizlasmak-mumkun/