Mükemmeliyetçilik; kişinin kendine yüksek ve aynı zamanda gerçekçi olmayan standartlar koyması, hata yapma konusunda kendine çok az bir esneklik vermesi, mükemmeli elde etmeye çalışırken kendisini aşırı şekilde eleştirmesi olarak tanımlanabilmektedir. Birçok araştırma mükemmeliyetçiliği; adaptif (uyumlu) mükemmeliyetçilik ve maladaptif (uyumsuz) mükemmeliyetçilik olarak ayırmaktadır. Adaptif (uyumlu) mükemmeliyetçilikte, kişi kendine üst düzey standartlar koyar ve bu standartlara ulaşmaya çalışırken kendi performansından memnundur. Ancak maladaptif (uyumsuz) mükemmeliyetçilikte; kişi belirlediği üst düzey standartlara ulaşmaya çalışırken yaşanan olumsuzluklarda ya da standartlara ulaşamadığında kendine yönelik olumsuz düşünceler ve inançlar geliştirmektedir.

Mükemmeliyetçiliği üç boyutta inceleyen araştırmalar da mevcuttur. Bu üç boyut; kendine yönelik mükemmeliyetçilik, başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik ve başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçilik olarak tanımlanmaktadır. Kendine yönelik mükemmeliyetçilik, kişinin kendine gerçekçi olmayan ve yüksek standartlar belirlemesi, buna ulaşmaya çalışması olarak açıklanabilir. Başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik, kişinin çevresindekiler için yüksek standartlar belirlemesi ve çevresindekilerin bu beklentileri gerçekleştirmesini istemesi olarak tanımlanabilir. Son olarak başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçilikte ise kişi, onay almak adına çevresindekilerin belirlediğini düşündüğü yüksek standartlara ulaşması gerektiğini düşünür.

Araştırmalar; uyumsuz mükemmeliyetçiliği olan kişilerin çocukluk yaşantılarında kontrol etmeyi seven, mükemmeliyetçi, başarı odaklı ve duygusal bakımdan yoksun bırakan ebeveynlere sahip olduklarını göstermektedir. Bu nedenle kişinin yaşadığı rahatsızlık verici yaşantılar mükemmeliyetçiliğin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Şema teoriye göre değerlendirildiğinde bu kişilerin; başarısızlık, yetersiz özdenetim, karamsarlık, cezalandırıcılık ve yüksek standartlar şemalarına sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca birçok araştırma, mükemmeliyetçi kişilerin gerçekçi olmayan beklentilerinin değersiz hissetme ve depresif belirtilere yol açabildiğini göstermiştir.

Yapılan araştırmalara göre; uyumsuz mükemmeliyetçilik kişilik özelliğine sahip kişilerde bu tarz düşünceler psikolojik rahatsızlıklar açısından risk faktörü olabilmektedir. Depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk bunlar arasında sayılabilir. Özellikle stresle baş etme durumlarında işlevsel olmayan bilişsel özelliklerinin fazla olması nedeniyle mükemmeliyetçi kişiler, olayları ‘başa çıkılamaz’ olarak yorumlayabilmektedirler. Bu işlevsel olmayan düşünceler kişiye psikolojik açıdan sıkıntı yaşatabilir ve günlük hayatında zorluklara neden olabilir.

EMDR terapisi, adaptif bilgi işleme modeline dayanmaktadır. Bu model, erken dönem yaşantılarından oluşan ve devam eden duygu, davranış, inanç ve kişilik örüntülerini oluşturan psikopatolojik yanı ele almaktadır. Bu yapı, rahatsızlık veren olay gerçekleştiği sırada yeterince işlenmemiş şekilde kalmaktadır. Kişinin erken dönemde yaşadığı anıların etkisi, olumsuz duygu ve inançları açığa çıkarmakta ve kişinin geçmişteki deneyimleriyle bağlantılı davranmasına sebep olmaktadır.

EMDR terapisi, kişinin kendine yönelik işlevsel olmayan düşüncelerini ortaya çıkararak, kişinin yaşadığı travmatik deneyime ilişkin imgeler ve olumsuz inançlarla çalışır. Bu olumsuz inançlar danışanın kendiyle ilgili şu anki yorumunu temsil eder. Bu inançlardan bazıları şu şekilde olabilir: “Başarılı olamam./ Değersizim.” Bu olumsuz inancı belirlemek kişiye bu düşüncenin mantıksızlığını anlamasında yardımcı olur ve yeniden işlenmesi gereken işlevsel olmayan bilginin uyarılmasını sağlar. Buna bağlı olarak uyumsuz mükemmeliyetçiliği yüksek kişilerde oluşan kendine yönelik olumsuz inançlar bulunarak geçmişte yaşadığı travmatik anılarla çalışılabilir, bu sayede kişinin bu inanca ve olaya duyarsızlaşması sağlanabilir.

Hazırlayan: Klinik Psikolog Ece Urhan